Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde, yardım kuruluşları ve sağlık çalışanları, Ebola salgını nedeniyle uluslararası topluma acil eylem çağrısında bulundu. Ülke, bulaşıcı ve ölümcül Ebola virüsünün yeniden ortaya çıkmasından dolayı zor günler geçiriyor. Zayıf sağlık altyapısının bu virüsle başa çıkamayacağından endişe ediliyor. Mercy Corps Kongo Direktörü Rose Tchwenko, yaptığı açıklamada, “Ebola salgınının yayılma hızı son derece endişe verici bir seviyeye ulaştı. Virüsün daha geniş alanlara yayılma riski çok ciddi ve bu noktada hem bölgesel hem de küresel desteğe acilen ihtiyaç duyuluyor.” ifadelerini kullandı.
Alima yardım kuruluşunun saha koordinatörü Hama Amado ise virüsün birçok bölgede hızla yayıldığını belirtti. Amado, “Herkesin acilen harekete geçmesi gerekiyor çünkü durum kontrol altında değil.” dedi. Son verilere göre, Kuzeybatı’daki İturi eyaletinin başkenti Bunia’da 24 Nisan’da kaydedilen ilk ölümden bu yana yaklaşık 750 şüpheli vaka ve 177 şüpheli ölüm bildirildi.
Dünyanın en tehlikeli virüsleri arasında yer alan Ebola, %25 ile %90 arasında değişen ölüm oranları ile biliniyor. Vücut sıvıları yoluyla bulaşan bu hastalık, organ hasarına ve ciddi iç kanamalara neden olabiliyor. Mongbwalu kasabasında gerçekleştirilen bir cenaze töreninde, insanların cenazeye dokunması virüsün hızla yayılmasına yol açtı ve sağlık kuruluşları dolup taştı. Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünden acil durum program müdürü Trish Newport, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Aradığımız her sağlık tesisi, şüpheli vakalarla tamamen dolu olduklarını ve hiç yerlerinin kalmadığını söyledi. Bu durum, işlerin ne kadar çılgınca bir boyuta ulaştığını açıkça gösteriyor.” dedi.
Salgınla mücadeleyi zorlaştıran birçok ölümcül etken bir araya gelmiş durumda. Mevcut Ebola şusuna yönelik onaylı bir tedavi veya aşı bulunmamakta. Ayrıca, salgının çatışmaların hüküm sürdüğü bölgelerde patlak vermesi ve yerel cenaze gelenekleri de durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Trump yönetiminin dış yardımları kesme kararı ise büyük bütçe açıklarına yol açarak durumu daha da zorlaştırdı. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin bu yılın başlarında gerçekleştirdiği bir araştırma, bölgedeki yıkımın boyutlarını gözler önüne serdi. Vaka bildirilen Kuzey ve Güney Kivu eyaletlerindeki sağlık tesislerinin yarısından fazlası, çatışmalar nedeniyle fiziksel hasar gördü. Aynı zamanda, bu bölgelerdeki sağlık personelinin neredeyse yarısı, Ocak 2025 itibarıyla güvenlik nedenleriyle görevlerini bırakmak zorunda kaldı. Bölge halkı, hem salgınla hem de silahlı milislerin saldırılarıyla aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor. M23 isimli ayrılıkçı grup ve Kongo hükümeti arasında süregelen bir savaş, durumu daha da karmaşıklaştırıyor. İturi eyaletindeki köylere düzenlenen saldırıda en az 17 kişi yaşamını yitirdi.
Rwampara kentinde, geleneksel defin işlemlerine izin verilmemesi üzerine bir grup, bir tedavi merkezini ateşe verdi. Köy muhtarı Batakura Zamundu Mugeni, olaydan sonra yaptığı açıklamada, “Yetkililer kaçan hastaları ve temaslı kişileri bulmak için çalışıyor ancak bu kargaşaya hastalığın gerçekliğini henüz kavrayamamış gençler yol açtı.” ifadelerini kullandı. Olayların ardından eyalet yönetimi, cenaze törenlerini yasakladı ve defin işlemlerinin yalnızca uzman ekiplerce yapılacağını duyurdu. Halkın fiziksel temastan kaçınması yönündeki uyarılar ise, tokalaşma kültürünün yaygınlığı nedeniyle pek karşılık bulmuyor. ActionAid tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, Ebola virüsünün okullara kadar yayıldığını gösteriyor. İlk semptomların genellikle sıtma ile karıştırıldığı belirtiliyor. Oğlunu kaybeden Botwine Swanze, semptomları hakkında, “Bana sürekli kalbinin acıdığını söyledi ve ardından ağlamaya başladı. Sonrasında ise çok şiddetli bir şekilde kanaması ve kusması başladı.” şeklinde bilgi verdi. Salgının kontrol altına alınması için acil önlemler alınması gerektiği aşikâr.